Bazen




İnsanın dostu bazen eline aldığı kalem içini döktüğü kağıtlardır. 
Bazen etrafı dolup taşar yine de yapayalnız olur insan.
Bazen de sadece bir kişiyle konuşabilmek ister içini, suskunluğunu, söyleyemediklerini ya da belki de sadece öylesine söylemek istediklerini konuşmak ister.

Sanırım sadece konuşmak isterdim bende...
Her şeyden, herkesten uzaklaştığımı bilerek konuşmak.  
Gelecek kaygısı, geçmiş, hatalar, yapılanlar, yapılmayanlar her ne varsa uzaklaşabilmek.

Öyle bir yerdeyim ki şu an daha iyi bir şey olmalı bana iyi gelmeli dediğimde boşluğa düşüyorum sanki.
 İçimde bir hüzün var, adını koyamıyorum. 
Alıp başımı ardıma bakmadan gitmek istiyorum, gidemiyorum. 

Burada kalmak mı beni hüzünlediriyor yoksa burada bulduğum saf sevgiyle yaklaştığım insanları kaybetmek mi?
Bu akşam içimde hem hüzün hem özlem var.
Kişilere, yaşanan küçücük olaylara hatta..
Yaşarken çok sıradan gelen olaylar sonrasında ne kadar anlamlı oluyor.
Yanınmızdayken her şeyin normal olduğu insanlar bizden gittiğinde ne çok boşluk kalıyor içimizde.

Ama yine de her ne olursa olsun güzel insanların kalplerinde yer bulabilmek ne anlamlı.
O güzel insanların güzel sevgilerini kazanabilmek.
Belki onların hatırlarında tatlı bir anı olabilmek.
Sanırım uzaklaşmaların, kaybedişlerin en teselli edici yanı bu olsa gerek.

Ve bende içimde masum bir sevgi büyüttüğüm herkesi güzel hatırlayacağım.
İçimdeki güzel duygular baki kalacak.

Bir söz vardır: "Burası dünya yahu burası bu kadar işte." 
Hakikaten öyle burası dünya ve fazla anlam yüklemeyi kabul etmiyor ve bizlere cenneti sunmuyor.
Bizi üzüyor, kalbimizi kırıyor, bir şekilde sevdiklerimizi bizden alıyor.
Bizde her seferinde dayanamayacağım artık yeter dediğimiz ne varsa daha fazlasına dayanıyoruz.

İçimi biraz olsun dökebileceğim tek yer blog olduğu için şu an burada bu karmakarışık şeyleri yazıyor ve okuyanların beni samimi bir şekilde anlamalarını diliyorum.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tanış olalım!🤗

Sevgi Eylem Gerektirir